Fransa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fransa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Aralık 2011 Cuma

Mezarlarınıza Tüküreceğim

Oğullar ve Rencide Ruhlar'ı okurken içinde geçen bir cümleden yola çıkarak buldum bu kitabı. Oldukça ilginç de bir ismi var zaten. Aynı Bülbülü Öldürmek kitabında olduğu gibi aynı dönemlerde Amerika'daki ırkçılıktan yola çıkılarak yazılmış bir intikam romanı. Esas oğlanımız beyaz derili bir zenci ve kardeşinin başına gelenlerden sonra beyazlardan alınacak bir intikamın peşinde. 
İlk başlarda gününü gün eden, içen, kızlarla yatıp kalkan bir adam görürken aslında en baştan o intikam kokusunu alıyoruz. Kitap yazıldığı dönemde ahlaki değerler yüzünden yayından kaldırılmış erotizmi çok pornografik anlatıyor falan denilmiş. O dönem için denmiş olabilir tabi, gerçekten de öyle bir anlatım söz konusu.
Kitapla ilgili bir kaç yerde okuduğum yorumlarda, okuyamadan bırakanların olması gibi çok derinden etkilenenler de var. Aslında etkileyici ve dönemine göre gerçekten çığır açıcı bir kitap. Haddime değil belki ama takdir edilesi.
"...- 'Parfümünüzü değiştirmişsiniz Lou'
 - 'Evet. Hoşunuza gitmedi mi?'
 - 'Yoo çok hoş. Ama biliyorsunuz ki bu yapılmaz.'
 -'Nedir yapılmayan?'
 - 'Parfüm değiştirmek kurallara göre değil. Gerçek, şık bir hanım hep aynı parfümü sürer.'
 - 'Bunu da nereden çıkardınız?'
 - 'Herkes bilir. Bu eski bir Fransız kuralıdır.'
 - 'Biz Fransa'da değiliz.'
 - 'O halde, neden Fransız parfümü kullanıyorsunuz?'
 - 'En iyisi Fransız parfümüdür de ondan.'
 - 'Mutlaka. Ama bir kurala uydunuz mu hepsine uymanız gerekir.'..."

20 Aralık 2010 Pazartesi

Yabancı

Camus kitaplarının Fransız Edebiyatında önemli bir yeri olduğunu duyuyordum hep. Zamanında Veba'yı da okumuştum zaten. Benim elimdeki kitap İzmir'den bir sahaftan annem tarafından alınmış. 1984 basımıydı. Hani 2000'den sonra basılan kitaplarda dil iyice yalınlaştırılıyor ya, haliyle bu kitap bi önceki jenerasyondan olduğu için yalınlaşma falan yoktu. İlk başta acaba çeviri mi değişik geliyor bana diye düşünmeye başlamıştım okurken ama sonra kitabın basımının eski oluşunu hatırladım. Kitap kısacıktı zaten, İzmire giderken yanıma almıştım uçakta okumaya başladım, 2 gün sonra dönerken yine uçakta bitirdim. Hayata bakışı farklı bir insanla karşı karşıyaydım kitapta, yaşadığı şeyleri yaşamış olması ya da yaşamaması bile umurunda değil. Değişik bir psikoloji, sevmiyor, hissetmiyor, ağlamıyor. Burçlara çok inandığımdan değil ama duygusal bir insan oluşumu, yer yer sabırlı olup sınırını aştığım zaman utanmadan ağlayışımı hep balık burcu oluşuma bağlarım, bu yüzden hissetmemek, ağlamamak bunlar benim için imkansız şeyler. İmkansız diyerek kestirip atmamalı tabi ki insan neler yaşayarak ne durumlara geliyor. Kitap bittikten sonra kişinin üzerine düşünülesi, sorgulanası. Tüm bunların dışında hayatın değişik dönemlerinde tekrar okunası bir kitap. O anki psikolojiye bağlı olarak her seferinde başka anlamlar bulmam mümkün