Kitabı elime alıp; evet bir mesaj verecek, hayatla ilgili güzel şeyler öğretecek bana diyerek çevirdim sayfaları hızlı hızlı. Ama bitince de bakakaldım boş boş. Verdiğim tepki "eeee yaniiiii" oldu. Bu durumdan çıkarmamız gereken ders ise amaç hızlıca okuyup kitabı bir çırpıda bitirmek değil, anlayarak okumakmış. İlkokul çocuğuymuşçasına bunu söylemem komik oldu ama düşündükçe daha anlamlı geliyor hikaye bana.
Gregor Samsa bir sabah kocaman bir böcek olarak uyanıyor ve ailesinin ona karşı tutumlarını okuyoruz. Aslında ailenin bu dönüşüme şaşırmayışı falan biraz garip evet ama asıl sonraki davranışları önemli.
Hani şu aralar sık sık duyduğumuz mahalle baskısı, aile baskısı dediğimiz şey var ya; muhafazakar bir ailede sivri bir kız çocuğu olmak ya da eşcinsel erkek çocuğu olmak gibi. Ailesinden ne gibi tepkiler aldıklarını az çok görüyoruz aslında bu hikaye biraz da onu anlatıyor.
Kişinin, birey olarak farklı olmasını kabullenemeyen yakın çevrenin bunu sindiremediği için lanet okuması ya onu yok etmesi ya ondan kurtulması. Üzücü, iç kıyıcı şeyler evet. Çok konuştum galiba. Kısacık bir kitap zaten alınıp okunup üzerine uzun uzun düşünülebilir.