Amak-ı Hayal, yine elime arkadaş vasıtasıyla aldığım kitaplardan. Beklentimin biraz dışında bir kitap, güzelce okuttu ama tam bağlayamadı kendine nedense. Amak günümüz Türkçesinde derinlik demekmiş, yani hayalin derinlikleri. Kitap Aynalı Baba’yla tanışan Raci’nin gördüğü/düşlediği hikayeleri anlatıyor.
Aynalı baba ney üflüyor, aslında kitabı okurken arkada hep o tını devam ediyor. Siz okuyorsunuz o notalar akıyor. Benim anneannemin kullandığı bi laf vardı “düşe yatmak”. Raci’ninki de böyle bir şey ama daha farklı. Tasavvufun en güzel tarafı iyi, doğru insan olmak hikayelerde öyle tatlı anlatılıyor ki. Ama işte sanırım bana itici gelen tarafı bu hikayelerde Raci’nin hep iyi aile çocuğu olması. Hatta (spoiler içerir) kendini karınca olarak gördüğü hayalde bile insani duyguları yaşayabilenin tek kendisi olması (spoiler biter) aslında Raci’nin kendisi üstün gördüğünü çağrıştırdı bana ve hoşlanmadım. Ama genel olarak Aynalı Baba’yı ve neyini çok sevdim.
"Hep ikilik birlik için.
Bak iki göz bir görüyor!
Birlik ise dirlik için
Bak iki göz bir görüyor!
Ruh ve ceset arş ve felek
İns ve peri cin ve melek
Birlik için hep bu emek
Bak iki göz bir görüyor!
Şirkten eyle hazer,
Vaktini boş etme güzer!
Aleme bir eyle nazar
Bak,iki göz bir görüyor!
Sen de seni sen de seni
Bil ki, budur ''Allemeni''
Birleye gör can ve teni
Bak,iki göz bir görüyor!"