23 Ağustos 2012 Perşembe

Bin Muhteşem Güneş

Uçurtma Avcısı'ndan sonra az çok nasıl bir şeyle karşılaşabileceğimi tahmin ediyordum aslında. Ama bu sefer hikayeler kadınların etrafında döndüğü için sanırım daha çok etkiledi beni. Hele bir de Azerbaycan yolculuğum sırasında okuduğum için o coğrafyaya yakın olmanın da etkisi olmuş olabilir.

Meryem'in doğumuyla başlayan kitap ömrünün yarısında Leyla ile kesişmesiyle devam ediyor ve hayatlarını okuyoruz. Afganistan'ın yakın geçmişi yine inanılmaz öğretici bir şekilde aktarılmış. Sayfaları ne kadar hızlı çevirdim bilemiyorum.

Aslında, Meryem'in harami olmasından, çocuğunu düşürmesinden, Leyla'nın çocukluk aşkını kaybedişinden ve kocalarından yedikleri dayaklardan ziyade kitapta ben en çok üzen şey Taliban'ın put diye etiketleyerek, Tarık'la Meryem'in en güzel anılarından biri olan Bamyan Buda Heykellerini yerlebir edişini okumak üzdü beni.

O kadar heyecanlı okudum ki kitabı herhangi bir alıntı yapmaya fırsatım olmadı. Okuyun, okutturun. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder