7 Mayıs 2012 Pazartesi

Zargana

Hakan Günday'ın hangi kitabına başlasam, yandık hiçbir şey anlayamayacağım bu kitaptan diyorum ama sonra hikaye beni şıp diye içine çekiyor bi bakıyorum bitmiş, gitmiş. Aynen Zargana'ya da anlamayacağım sanırım bu kitabı diyerek başladım ve bu sefer nedense kitap bitene kadar bu düşünceyi taşımaya devam ettim.

Ailesinin kendisini evlatlık edindiğini öğrenen Zargana evden kaçar ve sokaklarda başına gelenlerden sonra artık bir insan olmadığına kanaat getirir. Bir ileri bir geri giderek okuduğumuz kitapta Zargana'nın günümüzde yaptığı insanlara senaryo yazarak kendi hayatını oynatması değil de, 12 yaşında evden kaçtıktan sonra başından geçenlerin anlatıldığı bölüm daha bir soluğumu kesti.

Kitabı nedense sağlam temellere oturtamadım ben ve Sayın Günday'ın bu kitabında öyle alışık olduğum kocaman laflar yoktu. Belki de bir önceki Hakan Günday kitabımın Azil olmasından kaynaklanıyordur. Onu okurken nefes almayı unutuyordum adeta, bu sefer öyle olmadı. Şimdilik okuduğum 3 kitabı sıralarsam listeye sonuncu olarak girer ama yine de hakkını vermek lazım, güzel bir beynin ürünü.

"Dünya üzerinde iki tür insan vardır: trafikte sarı ışığı görünce frene dokunanlar ve aynı sarı ışık karşısında gazı kökleyenler."

"Zargana İsmet'in sarhoş olmasına izin veriyordu. Hatta sürekli içki içmesini sağlıyordu. Batı hafiflemek, Doğu ağırlaşmak için kaldırır kadehini."

"İntihar rakamlarının günümüz dünyasında bu denli yüksek olmasının başlıca nedeni hayatın zor ve insanların zayıf olması değil, insanların bir canlıyı öldürmeden insan olamayacaklarıdır."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder