19 Ocak 2012 Perşembe

Yerdeniz Büyücüsü - Yerdeniz 1


Yerdeniz Büyücüsüyle birlikte fantastik edebiyata hızlı bir giriş yaptım sanıyorum. Le Guin'in önce üçleme olarak başlayan daha sonra beşlemeye tamamlanan Yerdeniz serisinin ilk kitabı. 
İlk önce Harry Potter'ın yüksek ölçüde bu seriden esinlendiğini düşündüğümü söylemeden edemeyeceğim zira Hogwarts yerine Roke, Draco Malfoy yerine de Jasper var. Yani ben okudukça öyle hissettim de diyebiliriz.
Bambaşka bir dünya Yerdeniz, yüzlerce adadan oluşuyor ve üzerinde yaşayanlar tarafından tepsi şeklinde olduğu, en doğusuna ya da en batısına gidildiğinde Yerdeniz'den düşüleceğine dair bir inanç var. 
Kahramanımız Ged (Çevik Atmaca) kendi köyünde yaşanan bir sis olayını savurmakla birlikte doğuştan büyücü olduğuna inanılan bir kahraman. Önce kendi adasında büyücü olarak yetiştirilmek üzere alınıyor ardından Roke Büyücülük Okulu'na kendi isteğiyle gidiyor. Yaşadığı bir çekişmeyle kendine düşman bir Gölge ile başetmek zorunda kalıyor ve bir kaçış-kovalamaca hikayesi başlıyor.
Ayrıntılar, o dünyanın kendine has özellikleri çok güzel anlatılmış. Örneğin bir kişinin gerçek adını (Kadim Lisan) ismi veren kişiden başkası bilmiyor çünkü bir kişinin gerçek ismini bilmek onun güçlerine de sahip olmak anlamına geliyor. Bu ayrıntı kitabın temel taşlarından biriydi ve hikaye içindeki kullanılışları çok güzeldi.
Ayrıca bir de otak hikayesi var. Büyücülerin devamlı yanlarında taşıyabilecekleri bir hayvan olabiliyor, tıpkı Ged'in otağının olması gibi. Ben de devamlı cebimde omzumda taşıyacağım bana sadık ve beni ölümden döndürebilecek bir hayvanım olsun isteyebilirim. Seri ne zaman biter bilemiyorum ama gerçekten okuması keyifli olacağa benziyor.
Yapabileceğim tek eleştiri ise incecik kitaba çok fazla bilgi, ayrıntı, detay konulmuş olması. Bu nedenle bir çırpıda değil de sindire sindire ağır ve özümseyerek okumak gerekiyor.
" ...Nereye gideceğini bilmediğinden, önüne çıkan ilk kasabalıya Roke Okulu'nun müdürünü nerede bulabileceğini sordu. Adam onu şöyle yan gözle uzun uzun süzdükten sonra, 'Akıllıya soru gerekmez; aptal ise boşuna sorar,' deyip yoluna devam etti..."
"...genellikle Ged konuşmalarını, Ogion'un ona yıllar önce bir sonbaharda, Gont Dağı'nın sırtlarında söylemiş olduğu bir şeyi mırıldanarak bitiriyordu: 'Duyabilmek için, susmak gerekir'..." 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder